ÖĞRENCİLERİN YAZ TATİLİ VE EBEVEYN TUTUMLARI
Serkan Demir

ÖĞRENCİLERİN YAZ TATİLİ VE EBEVEYN TUTUMLARI

 

Yoğun ve yorucu bir eğitim öğretim yılının sona ermesiyle birlikte yaz tatili dönemine girmiş bulunuyoruz. Unutulmamalıdır ki tatil hepimiz için bir dinlenme sürecidir. Adı üstünde tatil! Özellikle ilkokul 1.sınıftan itibaren yoğunlaştırılan müfredat, test, deneme ve sınavları silsilesi ile tanışan küçücük çocuklarımız için ise tatil kaçınılmazdır.

Uzmanlar bu konuda tatilin çocuklarımızın psikolojik, zihinsel ve fiziksel gelişimlerine olumlu katkılarda bulunması gerektiğini söylüyor. Bu açıdan tatili değerlendirecek olursak; tatilin amacına uygun bir şekilde geçirilmesinin ne kadar faydalı olabileceğini de görmüş olacağız.

Öğrencilerimiz tatil sürecinde tabi ki ve doğal olarak kendilerine bir tatil programı yapmalıdırlar. Fakat dikkat etmemiz gereken noktayı unutmamak şartıyla. Yapılacak bu program dinlenme ve eğlenmeye ağırlık verilerek oluşturulmalı, çocuğun tatil döneminde akademik başarı dışındaki gelişimine ket vuracak, sosyal-kültürel vb. yönlerinin farkına varmasını engelleyecek şekilde olmamalıdır.

Bunun dışında yapacağımız programda da öğrencilerimizin bireysel farklılıklarını ve gelişimlerini de göz ardı etmemeliyiz. Akademik başarı yönünden sınıfta arkadaşlarına göre eksik ve yetersiz olan öğrenciler bu tatili iyi değerlendirip eksiklerini gidermeli, bu öğrencilere nazaran başarı çıtası yüksek olan öğrencilerimiz ise tekrar metoduyla öğrendiklerini pekiştirmeli. Unutmayalım ki başarılı olabilmenin belki de en önemli unsurlarından biri tekrardır. Ayrıca öğrenilen bilgilerin unutulması ile ilgili yapılan araştırmalar da göstermiştir ki; insan öğrendiklerinin neredeyse yüzde 75'ini bir hafta içerisinde, yüzde 65'ini bir gün içerisinde, yüzde 55'ini de bir saat içerisinde unutur. Bu bağlamda öğrenmenin en iyi yolu tekrardır diyebiliriz.

Biz ebeveynler olarak da bu konudaki sorumluluğumuzun farkına varmalı ve çocuklarımızı bu sorumluluk bilinci ile olumlu ve faydalı yönlere kanalize etmeliyiz. Özellikle öğrencilerimiz bu süreçte bol bol kitap okumalı, sosyal, kültürel, sportif faaliyetlerde bulunmalılar. Çocuklarımızın at misali yarıştırıldığı, test ve tostla büyüyen bu yarışta onlara yardımcı olalım, klasik akran karşılaştırmaları ve mahalle baskısı nedeniyle yapılan polemiklere girmeyelim. Hele ki Muş'umuz gibi küçük, herkesin neredeyse birbirini tanıdığı, birbirleriyle akrabalık ilişkilerinin olduğu bir şehirde bunu yapmak farkında olmadan çocuklarımıza yapabileceğimiz en büyük kötülüktür. Lütfen unutmayalım, özellikle biz eğitimciler, bunun eğitimini almış kişiler olarak bunu çevremize, velilerimize, duyuralım. Her öğrenci özeldir ve her öğrencinin bireysel farklılıkları vardır. Daha açık bir ifadeyle, falan akrabamızın, komşumuzun çocuğu Tıp kazandı, sen neden kazanamadın gibi benzer söylemleri tanıdık bulduğunuzu ve bu karşılaştırmalara da kulaklarınızın aşina olduğunu da biliyorum. Bu konuyla ilgili de bir tespit yapmak istiyorum.

Herkesin doktor, mühendis ya da öğretmen olduğu bir toplumu hayal etmenizi istiyorum. Sizce bu durum siyahın olmadığı bir yerde beyazın anlamsızlığı gibi değil mi? Yada başka bir açıdan yorumlamak gerekirse bizler toplumsal varlıklarız, bu hepimizin birbirimize ihtiyacı olduğu anlamına geliyor. Bu ülkenin yada bizlerin sadece popüler doktor, mühendis vs gibi üniversite eğitimi ile yada maddi kaygılar, statü gibi etkenlerden dolayı elde edilen mesleklere ihtiyacımız yok. Bizim kasap, terzi, taksici, manav, market, kuaför, inşaat ustası vb. birçok meslek grubuna da ihtiyacımız var. Bu sebeple bireysel farklılıklar önemlidir, kişi akademik olarak başarılı değildir belki ama çok iyi bir terzidir, bu yönde bir yeteneği vardır. Bunu böyle değerlendirmek lazım ki önemli olan diğer bir hususta meslek ahlakıdır..Hangi mesleği yaparsak yapalım asli,etik ve vicdani olan şey yaptığımız mesleği en iyi şekilde ve dürüstçe yapmak olmalıdır.Sözün özü,biz ebeveynler ve toplum olarak  mesleklerden ziyade mesleği icra eden kişilerin yeteneklerini,ilgilerini dikkate almalı ve mesleği ne olursa olsun işini dürüstçe,ahlaki ve vicdani değerlere uygun bir şekilde yapan bireylerin çoğalması için, çocuklarımıza 'iyi bir birey' olmayı öğretmemiz öncelikle çocuğu kendisine,ailesine ve topluma karşı faydalı kılacak en önemli etken olur diye düşünüyorum.